23 Kasım 2014 Pazar

Şakir Kuruş: Böyle Bir Futbol Sevgisi Olur mu?

Futbolla lig maçlarını ve tuttuğu takımı takip etmek dışında derin bir ilgisi olmayan geniş kitleler onu pek bilmez ama 1950’lerden 2000’lere kadar kuşaklar boyunca pek çok futbolcunun ortak hafızasında Şakir Kuruş ismi silinmez biçimde yer etmiştir. 53 yaşına kadar bilfiil futbol oynayan bu futbol aşığı insan, silâhaltına alınan binlerce futbolcunun hocalığını ve takım arkadaşlığını yapmıştır. Bir zamanlar Türkiye amatör birinciliğine ambargo koyan Denizgücü takımının yaratıcısı olan Şakir Hoca ile İzmir’de yaşadığı evinde görüştük.


Futbola başladığı günleri kendisinden dinleyelim: “1935’te Çorum’da Cemilbey nahiyesinde doğdum. Babam öğretmendi. Evvela köy öğretmenliğinden başlamış. Babam aslen Selaniklidir. İstanbul’a gelmiş, liseyi bitirmiş. Köyden önce İskilip’e oradan Çorum’a tayin oldu. Ortaokulu bitirene kadar Çorum’da kaldım. Çocukluğumuzda sabahtan akşama kadar kendi yaptığımız bez toplarla hep maç yapardık. 1947-48 yılında Çorum Ortaokulu’na girdim. Futbolun yanında çok iyi voleybol da oynuyordum. Minyatür kale maç yaparken lisenin beden eğitimi öğretmeni beni görmüş. Daha 13 yaşındayken lise takımına alındım. Bir okul maçında sağ bek oynadım. O maçta beni seyreden Çorum’un Güneşspor kulübü idarecileri bir kol saati karşılığında beni takıma aldılar.” 

Güneşspor.

1952 yılına kadar Güneşspor takımında sağ bek olarak oynayan Şakir Kuruş okumak üzere İstanbul’a gitmeden önce son maçını Çorumspor karmasında oynamış: “Çorum karmasında Samsun’a karşı oynadım. Bizim takımda yedek subaylığını yapan Fenerbahçeli Selahattin Torkal, Göztepeli Semavi, Ankara Demirsporlu Hakkı gibi isimler de vardı.”

Çorum Karması formasıyla.
1952’de Çorum’dan ayrılıp İstanbul’a gelmiş Şakir Kuruş:  “İstanbul Kasımpaşa’ya deniz astsubay okuluna geldim. Altı ay okuduktan sonra Yavuz gemisine ders görmeye gittik. Altı ay gemide kaldık. 186 metre uzunluğunda, 84 metre genişliğinde, 23.500 ton ağırlığında bir gemiydi. Oradan ikmal merkezine gidip staj yaptık. Beni levazımcı olarak ayırdılar. Sonra bir sene Kasımpaşa’da ikmal sınıf okulunda okudum. Okulu birincilikle bitirdim. Birinci bitirenler öğretmenlik yapma hakkı kazanıyordu. Böyle olunca gemiye gitmedim, iki sene öğretmenlik yaptım. Oradan Kasımpaşa deniz hastanesine tayin oldum. Dokuz sene orada görev yaptım.”

Denizgücü kaptanı Şakir Kuruş ve Trabzon İdman Ocağı kaptanı
Ahmet Suat Özyazıcı, Türkiye amatör futbol birinciliğinde
karşılaştıkları maçtan önce.
Denizgücü ile birlikteliği de İstanbul’a gelir gelmez başlamış Şakir Hoca’nın: “1952’de İstanbul Denizgücü takımı için yeni gelen öğrenciler arasından oyuncu seçtiler. Seçilen dört öğrenci arasında ben de vardım. Yavuz gemisine staja gidince 1953’te Gölcük Denizgücü’nde oynadım. İstanbul’a dönünce 1963’e kadar, yani on sene aralıksız İstanbul Denizgücü takımında oynadım. Bazen günde üç tane maç yapardım. Kasımpaşa’dan Gölcük’e gidip maç yapıyorduk. Yazın Adalar’da maçlar yapılır, orada oynuyordum, geliyordum bir de lig maçı oynuyordum.” Sporla ilişkisi sadece futbolla sınırlı kalmamış, birçok branşta faal sporcu olarak yer almış: “Spor subayı olduğum için basketbol, voleybol, atletizmle uğraştım. Yelken ajanlığı yaptım. Voleybolda antrenörlük yaptım. Kros müsabakası olurdu, ‘takım çıkar’ diye emir gelirdi. Futbolcuları alıp koyuyorduk minibüse, 20 kilometre koşuya götürüyorduk.” 

İstanbul Denizgücü takımında kaleci Sabri Dino ve yanında Şakir Kuruş.
1952’de, yani astsubay okuluna yeni girdiği sırada genç milli takım aday kadrosuna çağrılmış Şakir Kuruş. Ne var ki bu çağrı sınav dönemine rastladığı için okulundan izin alıp aday kadroya katılamamış. Genç milli takım formasını giyememiş ama 1957-63 arasında ordu milli takımında oynayıp dünya şampiyonalarına katılmış. Daha sonra da antrenör olarak ordu milli takımındaki mesaisi devam etmiş. “1968’de Belçika’da dünya şampiyonu olduk. Orada Beşiktaşlı Yusuf hayatının en mükemmel futbolunu oynamıştı. Zaten ertesi gün Anderlecht’ten transfer teklifi aldı.” İstanbul’da birçok ünlü futbolcuya karşı da oynamış. Bunlardan özellikle Lefter’in çalımlarını unutamamış: “Çalım atmayı Lefter Abi’den öğrendim. 1957’de Denizgücü Fenerbahçe ile oynamıştı. Bana bir çalım attı, taca çıktım! Topu bu ayağından öbürüne aktarır, sen bu taraftan gidiyor zannederek yatarsın o tarafa, bu ayağıyla vurur topu alır buradan gider.”

Ordu milli takımı.
1963 yılında İzmir’e tayin olunca İzmir Denizgücü takımını önce ayağa kaldırıp sonra üst üste on dokuz yıl İzmir amatör şampiyonu ve sürekli Türkiye birinciliğine oynayan iddialı bir ekip haline getirmiş. “İzmir Denizgücü 3. amatör kümede mücadele ediyordu. Bana hem antrenörlük hem takım kaptanlığı görevi verildi. 1965’te 1. Amatör kümeye çıktık. 1966’da İzmir şampiyonluğunu kazandık. Ardından 1966-67 sezonunda Türkiye amatör futbol şampiyonu olduk. Ertesi sezon aynı başarıyı tekrarladık. İzmirspor’u da yenerek Başbakanlık Kupasını kazandık. O sırada Denizgücü’nde oynarken aynı zamanda Doğan Emültay’la birlikte İzmirspor’u çalıştırıyordum. Birisi Türkiye Amatör şampiyonu diğeri de 2. Lig şampiyonu olarak 1968’de Başbakanlık Kupasında oynadılar. Dünyada bunun örneği yoktur. Uzatmalarda 2-0 yendik İzmirspor’u.”


Beş yıl sonra bir kez daha Türkiye birinciliğini kazanmış Denizgücü ve o zamanki 2. Lig şampiyonu Kayserispor ile bu kez Gençlik ve Spor Bakanlığı Kupası maçına çıkmış: “1973’te 2. Lig şampiyonu Kayserispor’u yenip kupayı aldık. 120 dakika 0-0 bitti. Maç penaltılara kalmıştı. Son penaltıyı ben attım ayaklarım titreyerek. Sabri Kiraz, ‘Nasıl penaltı attın, ben ömrümde öyle penaltı görmedim,’ dedi. Birisi üflese top duracak gibiydi, çizgiyi geçti geçmedi. Ben yeminliydim penaltı atmamaya. Ata ata artık atacak oyuncu kalmadı. Ben yedinci penaltıyı attım. Onlar altı tane attı, bir tane kaçırdı. Ben yedinciyi gol yaptım.”

Türkiye Kupasında oynanan Denizgücü-Beşiktaş maçı.
Şakir Kuruş otuz beş sene boyunca futbol oynamış. Bu süre zarfında binlerce oyuncuya hocalık yapmış: “Otuz beş senede elimden aşağı yukarı on bin futbolcu geçmiştir. Bir tanesi de nankör çıkmadı. Bayramlarda, kandillerde bir sürü mesaj gelir, arayanlar olur.” Bu futbolculardan biri de henüz on beş yaşındaki Mustafa Denizli imiş: “O zamanlar Türkiye amatör şampiyonasına katılan takımlar istediği kulüpten iki tane amatör oyuncu takviye alabiliyordu. Mustafa Denizli’yi on beş yaşında Çeşme’den alıp Denizgücü’nde oynatmıştım. Bunu Mustafa da söyler nitekim, ‘Şakir Hoca beni oynatmasa Altay’da oynayamazdım,’ diye.”

On beş yaşındaki Mustafa Denizli (soldan altıncı) Denizgücü takımında. Şakir Kuruş sol baştaki oyuncu.
İzmir Denizgücü’nde görev yaparken kaptanlığını ve hocalığını yaptığı birçok futbolcu daha sonra Türkiye’nin üst düzey takımlarına gitmiş. Evin duvarına çerçeveyle asılmış bir fotoğrafa bakarken oyuncuların gittiği takımları teker teker sayıyor: “1968 yılının şu takımı olduğu gibi 1. Ligde oynadı. Mazlum Galatasaray’a, Ali Demirspor’a, Güngör Göztepe’ye, Cudi Göztepe’ye, Orhan Gençlerbirliği’ne, Mustafa Eskişehirspor’a gitti. Diğerleri yine Hacettepe, Eskişehirspor, Galatasaray’a transfer oldu.”


Şakir Kuruş 1987 senesinde askerlikten emekli olurken aynı zamanda bir jübile yaparak futbol oynamaya veda etmiş. Bu iki olay evliliğiyle birleşince ortaya ilginç bir sahne çıkmış. Gelin ve damat nikah masasından sonra futbol sahasına gelmişler. Jübile vesilesiyle bir de kitap çıkarmış. “Futbolda 35 Yıl” adını taşıyan bu kitabın basılmasında Metin Oktay’ın büyük katkısı olmuş. “Jübile kitabımı düğünde şeker dağıtır gibi dağıttım, bütün futbolculara ücretsiz gönderdim.”

Nikahtan sonra jübile.
Emekli olduktan sonra da futboldan kopamamış Şakir Kuruş: “On sekiz sene federasyonda görev yaptım. Balıkesir’den Antalya’ya kadar uzanan bir bölgede gençleri tarayıp buluyorduk.” 2008’e kadar federasyonun bölge sorumluluğunu yaptıktan sonra bir süre de kadın milli futbol takımını çalıştırmış.


Şakir Kuruş'un müzeyi andıran evi.
Şakir Hoca’nın emekli olmasıyla birlikte Denizgücü de eski ihtişamlı günlerinden uzaklaşmış ve sonunda kapanmış. Adeta çocuğu gibi özdeşleştiği kulübünün kapanması onu çok üzmüş. Fakat onu üzen sadece Denizgücü’nün kapanması değil İzmir’deki futbol ortamının giderek kötüye gitmesi. Bu konuda şunları söylüyor: “Ben İzmir’e geleli elli iki sene oldu. Nüfus 200 bin iken oldu 3-4 milyon. Sahalar aynı, nerede oynayacak bu çocuklar? Atatürk Stadı yanındaki 4 numaralı sahaya kapalı salon yaptılar. 3 numaralı sahaya park yaptılar. Orası futbol sahası oraya niye yapıyorsun salonu. Zaten saha az, git başka yere yap. Futbolumuzun bir yerlere gelmesi isteniyorsa semt sahaları yapılması ve çocukların futbol oynamaya teşvik edilmesi lazım.”

Mersin İdman Yurdu ile yapılan bir maçtan önce iki takımın
kaptanları Kadri Aytaç ve Şakir Kuruş sahaya çıkıyor.
Onun futbolla dolu geçen yaşamını kendi sözleri özetliyor: “ Bir insan otuz beş sene bir kışlada yatar mı? Böyle bir aşk, böyle bir futbol sevgisi olur mu? Ömrüm sporla geçti.”
 
Sağdaki fotoğraf 1956'da Vefa Stadında çekilmiş. İstanbul Denizgücü'nün
sağ baştaki oyuncusunun oğlu (soldaki fotoğrafta) 1983'te İzmir
Denizgücü'nde Şakir Kuruş'la birlikte oynamış.








       

2 yorum: