9 Şubat 2017 Perşembe

Samim Emek - İstanbul Futbolunun Emektarı

Bir zamanlar İstanbul Profesyonel Ligi'nde mücadele eden bir Emniyet takımı vardı. 1944'te İstanbul emniyet teşkilatı tarafından kurulan sarı-beyaz renklere sahip kulüp, 1951'de profesyonelliğin kabulüyle birlikte teşkilat bünyesinden ayrılıp eski Fenerbahçeli kaleci ve boksör Rıza Nemlioğlu tarafından yönetilmişti. Genellikle son sıralarda yer almakla birlikte zaman zaman büyük takımlara sürprizler yapan Emniyet, 1958'de bir alt kümeye düştü. Bir süre Yedikule'yle birleşip Yedikule Emniyet adıyla faaliyetini sürdürdü. Altmışların ortasından itibaren kulübün Yedikule olarak yoluna devam etmesiyle birlikte bu mütevazı takım tarihe karıştı. Futbola Fenerbahçe genç takımında başlayan Samim Emek de faal sporculuk yaşamının önemli bölümünü Emniyet kulübünde geçirdi. Fakat Samim Emek isminin futbol dünyamızda asıl tanınmasını sağlayan, onun antrenörlük yıllarıydı. Yaklaşık 40 yıl boyunca, Türkiye Birinci Ligi'nden amatör kümelere kadar onlarca İstanbul takımını çalıştırdı ve birçoğunu bulunduğu ligde şampiyon yaptı. Bunların detayını aşağıda okuyacaksınız ama öncelikle çocukluk ve gençlik yıllarını, futbolla nasıl tanıştığını ondan dinleyelim:


"1931'de Üsküdar Zeynep Kamil semtinde doğdum.Çinili Caminin sokağında otururduk. Oraya Yeni Mahalle denirdi. O senelerde daha çok Rum ve Ermeni komşularımızın oturduğu bir semtti. Bağlarbaşı da Ermenilerin oturduğu bir yerdi. Biz eski, ahşap bir evde otururduk. Babam Şirketi Hayriye'de kaptandı, daha çok Boğaz hattında çalışırdı. Zaman zaman Yalova ve Adalar'a da giderdi. O eski gemilerin hepsinin isimlerini ve numaralarını ezbere bilirdim. Babam çımacılıktan başlamış. Sonra çekirdekten yetişerek kaptanlığa kadar yükselmiş. Üsküdar-Beşiktaş arasında daha ufak gemiler çalışırdı. O hatta başlamış kaptanlığa. Benim bir abim vardı, subaydı. Birçok vilayet dolaştı. Bir de kız kardeşim vardı, ben ortancaydım."

"Top oynamaya mahalle aralarında başladım. Orada kendimize göre ileri düzeyde bir oyuncuyduk. Küçükken kendi yaptığımız bez toplarla oynardık. Küçükken babam top oynamama kızardı. Ayakkabıların altına kabara taktırırdı. Tabanı daha sağlam tutardı. Öne ve arkaya da ayakkabı çabuk eskimesin diye demir parça konurdu. Bağlarbaşı'nın hemen altında, Çinili karakolun karşısında 48. İlkokul vardı, orada okudum ilkokulu. Ortaokulu Doğancılar'da okudum. Deniz manzarası olan bir okuldu, Sarayburnu'nu, Galata Köprüsünü görürdü. Coğrafya hocamız Faik Bey, 'Çocuklar şimdi küçüksünüz bilmezsiniz ama zaman çok çabuk geçer, kıymetini iyi bilin,' derdi. Onun bu sözlerini hiç unutmuyorum. O zamanlar 15 yaşında bile değildik. Şimdi yaşımız oldu 85. Ne zaman geçmiş, nasıl geçmiş."

Boğaziçi Lisesi kaptanı Samim Emek (beyaz formalı), Pertevniyal Lisesi
kaptanıyla el sıkışıyor. Elinde top tutan oyuncu, sonraları Vefa ve Fenerbahçe
formaları giyen Hilmi Kiremitçi. Maçı yönetense bir zamanların
ünlü hakemi Feridun Kılıç.

"11-12 yaşlarındayken Üsküdar Anadolu takımını tutardım, maçlarını izlerdim. Zeynep Kamil'den iskeleye yürüyüp vapura binerdim. Beşiktaş'tan dere içinden, yokuştan Mecidiyeköy'e çıkardım. Mecidiyeköy Sahasında Anadolu takımının maçını seyretmeye giderdim. Sonra biraz büyüyünce abilerimizin kurduğu mahalle takımında oynamaya başladık. Selimiye sahasında mahalle maçları yapardık. Zaman zaman Haydarpaşa Lisesi arkasındaki sahayı kullanıyorduk. Bazen Bağlarbaşı'ndaki sahada oynardık. Üsküdar'a inen yolun sol tarafında, otobüs garajının arka tarafında bir yazlık sinema vardı, onun önü futbol sahasıydı. Daha ön tarafta da yazlık bahçe vardı. O sahanın son zamanlarına yetiştik de daha çok Selimiye sahasında oynadık.  O yıllarımız harbe denk geldi. Ekmeği karneyle alıyorduk. Adam başı yarım ekmek. Onu sabah, öğle, akşam yiyeceğiz. Annem o zaman kepekli undan börek yapardı. Savaş sırasında Çanakkale Boğazına ufak gemiler gönderildi. Babam da 47 numaralı Tarz-ı Nevin gemisiyle bir kıyıdan öbür kıyıya asker taşıyordu. Geçici görevle oraya gönderilmişti. Geceleri evlerde karartma yapılırdı. Pencerelere kalın siyah perdeler takılmıştı, dışarıya ışık sızmaması için. Şeker bulunmazdı, çayda üzüm kullanılırdı."

Boğaziçi Lisesi futbolcuları Samim Emek ve
geleceğin milli kalecisi Şükrü Ersoy
Fenerbahçe Stadı'nda bir maçtan önce.
"Ortaokulu bitirince Haydarpaşa Lisesine yazıldım. Fakat ben okumayacağım, futbolcu olacağım dedim. Bir sene okula gitmedim. Selimiye kulübünde oynadım. Kadıköy Hasanpaşa'daki Gazhane'de bir saha vardı. Bir gün oraya maça gittik. Rahmetli Sabri Kiraz bizim maçımızı seyretmiş ve Fahrettin isimli arkadaşımla beni beğenmiş. Fenerbahçe genç takımına çağırdı bizi. Sabri Hoca bana okuyor musun diye sordu. Durumu söyledim. 'Seni okutursam okur musun?' diye sordu. Boğaziçi Lisesi'nde muallim muaviniydi o zaman. Aynı zamanda beden eğitimi hocasıydı. Özel bir liseydi orası. Şimdi Bebek sahilinde bir benzin istasyonu vardır, onun arkası kâşane bir binaydı. O zaman benzinci yok, önünden bir yol geçerdi ve tramvaylar çalışırdı. Müthiş bir bina, arkası ormanlık bir tepe. Orası olduğu gibi Boğaziçi Lisesi'ne aitti. O bina sonraları yıkıldı."





Boğaziçi Lisesi futbol takımı ve hocası Sabri Kiraz Fenerbahçe Stadı'nda.

"Sabri Hoca bizi nehhari (gündüzcü) olarak Boğaziçi Lisesi'ne yazdırdı. Sabahları Üsküdar'dan vapurla geçerdim. Zeki Müren de bizim okulda öğrenciydi. Benden bir sınıf büyüktü. O zaman da şarkı söylerdi. Sabri Kiraz beden eğitimi hocası olarak okul takımını da çalıştırıyordu. İyi bir takım kurduk ve İstanbul şampiyonu olduk. Beşiktaşlı futbolcu Ali İhsan Karayiğit de bizim okuldaydı. İki sene orada okudum. Fakat 11. sınıftayken okul kapandı. Zannediyorum sahiplerinin borçları vardı. Okul kapanınca Kabataş Lisesi'ne geçtik. O sırada okullar 12 seneye çıkarıldı. 11 ve 12'yi orada okudum ve 1953'te Kabataş Lisesi'nden mezun oldum, fakat üniversiteye devam etmek istemedim. Orada da bir şampiyonluğumuz var. Yani hem Boğaziçi Lisesi hem Kabataş Lisesi takımlarıyla İstanbul şampiyonluğu yaşadım."


Kabataş Lisesi futbol takımı. Ayakta sol başta, daha sonra Beşiktaş'ta oynayan Metin Erman ve yanında Samim Emek.
Alt sıra sağ baştaki oyuncu Beykozlu Arap Hasan, soldan ikinci Kasımpaşalı Ahmet Deniz.
Fenerbahçe genç takımı Eylül 1948'de, Kadıköy Hasanpaşa'daki Gazhane sahasında bir maçtan önce görülüyor. Ayakta sol
baştaki kişi, o dönemin ünlü sol açığı Halit Deringör. Yanında otuzlu yılların yine ünlü bir oyuncusu olan Lebip Elmas var.
Samim Emek, ayakta sağ baştan ikinci, onun yanında takımı çalıştıran Sabri Kiraz görülüyor.

"Lisede okurken bir yandan Fenerbahçe genç takımına devam ediyorum. O takımı da zaten Sabri abi çalıştırıyordu. Fenerbahçe genç takımında kaptanımız Nedim Günar'dı. Daha sonra Fenerbahçe A takımında devam etti. Kardeşi Kazım da Vefa'da oynamıştı. Kaleci Sabih Sünter sonra İstanbulspor'a gitti. Gazeteci Necati Bilgiç bizim takımda bir süre oynamıştı. Bir müddet sonra genç takımda oynayacak yaşımız doldu. O zaman B takımında oynamaya başladık. 1950-1951 yıllarında Ereğli, Bursa gibi yerlerde maçlara çıktım. Bu maçların bazılarında Esat Kaner, Halit Deringör gibi tecrübeli isimler de oynuyordu. Benim en çok oynadığım mevki sağ haftı. Bazen sağ bek de oynadım ama daha çok sağ haf olarak oynadım."

Yine 40'lı yılların sonunda Fenerbahçe genç takımı, sonradan Ali Sami Yen Stadı'nın yapılacağı Mecidiyeköy Stadı'nda. Kaleci daha sonra Emniyet ve İstanbulspor'da oynayan Sabih Sünter. Ayakta sağ başta Emniyet ve Kasımpaşa'da oynayan Fahir Ülgür. Sol başta oturan Samim Emek fotoğrafın arkasına şu notu düşmüş: "Beşiktaş genç takımı ile yaptığımız
maçtan evvel Mecidiyeköy Stadında çekilen bir resim. Maç 0-0 bitmiştir. Hakem Kel Ziya."

Fenerbahçe genç takımı oyuncuları foto muhabirine poz verirken hocaları Sabri Kiraz onları izliyor. Alt sıra (soldan sağa):
Fahir Ülgür, Samim Emek, Cemal, Fuat, Haldun, Faruk. Orta sıra: Nedim Günar, Macit, Hulusi.
Üst sıra: Yusuf, Sabih Sünter, Vildan, Tunç.


Samim Emek fotoğrafın arkasına şunları yazmış: "Bursa seyahati hatırası, 11 Eylül 1950.
Fenerbahçe-Akınspor takımlarımaçtan evvel. Netice: FB 5 - Akınspor 2.
FB takımı: Hüsnü, Yusuf, Hilmi, Kemal, Kamuran, Esat, Turan, K. Samim, Fuat, Ali, Fahri.

"O sırada Emniyet kulübü benimle birlikte dört-beş arkadaşa talip oldu. Fuat, Hulusi vardı mesela. Bizimle birlikte Galatasaray genç takımından da birkaç oyuncu geldi, Feridun, Atilla gibi. 1952-53 sezonunda Emniyet kulübüne girdik. Emniyet polislerin takımıydı. Fakat sonradan emniyet teşkilatından tamamen ayrıldı ve sivil bir kulüp oldu. Başkanı eski futbolcu Rıza Nemlioğlu'ydu. Bir yönetim kurulu vardı ama göstermelikti. Kulübü Rıza Bey yönetiyordu. Kulüp binası nerede bilmezdik. Taksim'de Rıza beyin bir katı vardı, arada bir para almaya oraya giderdik. Bir dönem Sabri abi, bir dönem Şükrü Gülesin çalıştırdı bizi. Bir ara Macar antrenör Szekelly geldi. 1952-58 seneleri arasında, 54-55'deki yedek subaylık dönemim hariç oynadım. O sırada bize Galatasaray'dan Bülent Varol, Reha Eken, Gültekin, Doğan Koloğlu, Hikmet, Özcan geldi. Onların artık son devreleriydi, çok randımanlı yılları değildi. O sene Bülent'in golüyle Fener'i 1-0 yenmiştik. Zaman zaman can yakıyorduk ama genelde kümenin zayıf takımıydık."

Emniyet futbol takımı 1956-57. Ayaktakiler (soldan sağa): Rıza Nemlioğlu, Samim Emek, Dursun, Muammer, Hamdi,
kaleci Erol, Osman Göktan, Şükrü Gülesin. Oturanlar: idareci ?, Nejat, Fahir Ülgür, Nedim Yüney, Selahattin, Gündoğan.
"Beni Galatasaraylı olarak bilirler ama bir Galatasaray maçında, Coşkun Özarı kapalı tribünün olduğu kenardan deniz tarafındaki kaleye bir orta yaptı. Ben de bek oynuyordum. Topa yükseleceğim sırada gözüme güneş geldi. Galatasaray o sezon şampiyonluk için Fenerbahçe'yle çekişiyor. Güneş gözümü alınca ben topu göremedim tabii, top elime çarptı. Hakem penaltıyı verdi. Düşünerek yapılmış bir şey değil tabii ama Galatasaraylı olarak bilindiğim için kasıtlı yaptığım söylendi. Alakası yok halbuki, hayatta yapmam öyle bir şey. Bunca yıllık hocalığımın yanı sıra - kendimi övmek için söylemiyorum ama - bir de dürüstlüğümle tanınırım. O olay da enteresan anılarımız arasına karıştı."

"1957-58 sezonunda Galatasaray'a 4-0 yenildiğimiz maç. Hakem Necdet Türkantöz attı beni. Dışarı çıkıyorum. Ağzımda bant var. Turgay deniz tarafındaki kaleden uzun bir degaj yapmıştı. Bizim sahaya doğru top yere düştü. Yükselirken ben kafayla karşılamaya çıktım. Kadri de kafayı sokup çevirmek istedi topu. Kafa kafaya çarpıştık. Benim ağzımın içi patladı, onun kaşı açıldı. Ona dikiş attılar. Benim de ağzımı bantladılar. İkinci kez de kafa kafaya çarpışınca, peş peşe ikinci bir hareketi yaptım diye Necdet Türkantöz beni attı. 'Samim Bey, lütfen saha dışına,' dedi; o zaman kart mart yok. Öyle hitap ederdi Necdet Türkantöz. 'Faul yapıyorsunuz, lütfen dikkat edin efendim.' Bu da ihtardı, bugünkü sarı kart yerine geçiyordu. Bizim kalede Yalçın var."

Buraya kadar Samim Emek'in anlattıklarını olduğu gibi aktardık. Burada küçük bir açıklama yapmak için araya girelim. Samim Emek, futbol tarihimizin en üzücü maçlarından birinde, sahadaki oyuncular arasındaydı. Galatasaray ve Emniyet takımları 28 Nisan 1954'te İstanbul Profesyonel Ligi maçı için karşılaştı. Emniyet takımında forma giyen Aldo isimli İtalyan Levanteni genç futbolcu, oyunun sonlarına doğru fenalaşarak yere yığılmış ve kaldırıldığı hastanede ölmüştü. Samim Emek bu acı olayı şöyle hatırlıyor: "Aldo santrfor olarak oynardı. Hatta o gün Sezai diye bir arkadaşımız oynayacaktı. O zamanlar takımların toplu olarak maça gelmesi diye bir şey yok. Mesela Dolmabahçe Stadında saat 4'te maç varsa, bize en geç 2'de orada olun diye duyuru yapılırdı. Biz de kendimiz giderdik stada. Geldik baktık, Sezai yok. Hastalanmış. Hocamız Niyazi Sel, Aldo oynayacak dedi. Maçtan önce yemek yiyip yemediğini bilmiyorum. Fakat oynamaya çok hevesli biriydi. Yemek yemiş bile olsa oynamaya çok istekli bir çocuktu. Maç esnasında kalenin önünde bir karambol oldu. Arkasından biz Galatasaray kalesine doğru bir akın yapıyorduk. O yüzden yığıldığının farkında değildim. Sonra bir baktım, çocuğu Gazhane tarafındaki kalenin arkasına almışlar. Sağlık görevlileri, doktor filan başında. O zamanın şartlarına göre yapabilecekleri şeyler sınırlıydı. Oyun devam ediyordu bir taraftan. Maçtan sonra soyunma odasına gelip sorduk. Taksim İlkyardım hastanesine götürmüşler. Elbiselerini aldık, biz de hastaneye gittik. Çocuk orada vefat etmiş."


Samim Emek, Emniyet'teki ilk yıllarında, Şeref Stadı'nda Beşiktaş'la
oynanan maçta Coşkun Taş'la karşı karşıya.

Hasköy formasıyla.

1952'de Emniyet'te oynamaya başlayan Samim Emek, 1958'e kadar sarı-beyazlı kulübün formasını giydikten sonra Hasköy takımına transfer olmuş: "1958'de Hasköy'e geçtim. Orada Cihat Arman hocalığımızı yaptı. İki sene kadar da orada, amatör ligde oynadım. Tabii o zamanlar futbolun dışında bir işte çalışmak şarttı geçinmek için. Emniyet'te oynarken Kadıköy Altıyol'da santralda çalıştım bir müddet. Hasköy'e geçtikten sonra İstanbul Belediyesi'ne girdim ve 25-26 sene çalıştım. Orada çalışırken 1965'te İzmir'de açılan antrenörlük kursuna katıldım. Bu kursun direktörü ünlü Alman antrenör Sepp Herberger'in yardımcısı Klaus Peter Kirchrath'tı. 1966'da Beylerbeyi'nde düzenlenen antrenörlük kursuna katıldım. Orada da kurs direktörü Kirchrath'tı. 1968'de Antalya'daki kursa meşhur İngiliz hoca Walter Winterbottom geldi. Ne öğrendiysek orada öğrendik. Daha sonra Romen Petrescu, Alman Detmar Kramer geldi."






1965'te İzmir'de düzenlenen antrenör kursuna katılanlar bir arada. Ön sırada, soldan üçüncü kurs direktörü Kirchrath.

"1966 başında Sarıyer'e antrenör oldum.Sarıyer kulübünde arkadaşımız Baba Kenan vardı. Bir gün Vefa Stadı'nda beraber maç seyrediyorduk. Bana, 'Sen bize antrenör olur musun?' diye sordu. 'Baba, madem beni münasip görüyorsunuz, benim için şereftir,' dedim. Benden önce Galatasaraylı eski futbolcu İsfendiyar Açıksöz çalıştırıyordu. Titiz ve sinirli bir insanmış. Baba Kenan, 'Onunla yapamıyoruz,' dedi. Takım da kötü gidiyordu. İşte öyle başladım antrenörlüğe. Çalıştırdığım bütün takımlara iyi futbol oynatmaya çalıştım.  Bir gün Vefa Stadında idman yapıyorduk. Baktım takımda boylu, fizikli esmer bir çocuk var. Tay gibi adam, toptan hızlı gidiyor. Rahmetli Baba Kenan'a bu kim diye sordum. 'O Arap Ahmet, boş ver onu,' dedi. 'Ben oynatırım bu adamı,' dedim. Karabük'ten almışlar ama fazla oynamamış. Dünya iyisi bir çocuktu fakat yaşamı biraz derbederdi. Onu takıma koydum santrfor olarak. Tek başına bütün takımları dağıtıyordu. O takım bugün olsa müthiş işler yapardı. Cemil vardı. Santrfor Garo'yu Taksim'den alıp getirdim. Sol açık Ruli vardı, böyle bir oyuncu olmaz. Ayak parmakları üzerinde koşuyordu adeta. Stoper İranlı Rabbani ve Adnan vardı, ikisi de 1.85 civarında. Cihat sol bek oynardı. Orta sahada Metin, Necdet, çok iyi bir kadroydu. Metin çok teknik bir çocuktu. Necdet süper teknik bir çocuktu. Fakat kulübün maddi durumu çok iyi olmadığı için takım fazla yukarı çıkamıyordu. Rakiplerimiz Gençlerbirliği, Trabzonspor, Malatyaspor, Adanaspor gibi güçlü takımlardı. 1965-66 sezonu ikinci devresinde aldım takımı, 1969'da bıraktım. Dört senem geçti orada."

Sarıyer 1967-68. Ayaktakiler (soldan sağa): Samim Emek, Arap Ahmet, Rabbani, Cemil Turan, Adnan, Metin.
Oturanlar: Sergal, Şeref, Garo, Turgut, Recep, Necdet.

"Bu kadro hem insan olarak hem futbolcu olarak süper bir takımdı. Cemil genç takımdan yeni gelmişti. İlk ben oynattım Cemil'i. Allah vergisi bir kabiliyeti vardı ama sen de bir şeyler katıyorsun tabii. Hiç unutmam, Ali Sami Yen'de Karşıyaka ile oynayacağız. O zaman 2.lig maçları 11'de filan başlıyor. Kış kıyamet, çok soğuk bir hava. Sahada kar var, toparlamışlar ama yine de ağır bir saha. Cuma günü son idmanı yaptık. Pazar günü herkes sabah 9.30'da statta olsun diye dağıldık. O zamanlar kadrolar dar, en fazla 15-16 oyuncu var. Pazar sabahı herkes gelmiş, Cemil yok. Yakın arkadaşı olan stoper Lumumba Turgut vardı, ona sordum. 'Dün akşam gördüm, biraz hastayım demişti ama gelemeyeceğim filan demedi,' diye konuştu. Biz ne yapacağız diye düşünürken bir baktık Cemil geldi. Burun kıpkırmızı olmuş. 'Sen soyun, senin ölün yeter,' dedim. Sanki içime doğmuş. Bir cadde tarafındaki kaleye, yayın dışından sağ köşeye çaktı, kaleci kımıldayamadı bile. İkinci devre bu sefer öbür taraftaki kaleye. Onun hatırlarsınız bir hareketi vardı, alır sağ tarafa çeker. Sol taraftan girdi, peş peşe iki adamı geçti, kalecinin ters tarafına plaseledi. 2-0 maç bitti."

27 Ağustos 1967'de oynanan Sarıyer - Karagümrük maçı sırasında çekilmiş bu
fotoğrafı, sağ baştaki yönetici Sami Canel, "Samim Bey kardeşime en derin
sevgilerimle," diyerek imzalamış. Soldan sağa yedek kaleci Tevfik,
Samim Emek, Kenan Dereli (Baba Kenan) ve Sami Canel.

"Sarıyer'den ayrıldığım ilk sene Beykoz'da antrenörlük yaptım. Takım o zaman 2.ligdeydi. Beşiktaşlı sağ bek Yavuz vardı. Stoper Erdoğan, kaleci rahmetli İlhan oynuyordu. Sonra 3.ligdeki Taksim'i çalıştırdım iki sene. Onlar da iyi bir takımdı. Maç kaybedince üzülürdüm mesela. Hocam niye üzülüyorsun, futbol bu, spor yapıyoruz derlerdi. Sporu cidden spor olarak kavramışlardı. Ölüm kalım meselesi haline getirmemişlerdi. Taksim kulübüyle iyi bir dostluğum oldu. Uzun bir devre Galata kulübünde antrenörlük yaptım. 1972-74 senelerinde çalıştırdım. O zaman 3.ligde oynuyordu. O sezon şampiyonluk iddiamız vardı. Buradaki maçta Eskişehir Demirspor'u yenemedik. Bir de penaltı kaçırdık. Her penaltıyı atan Garbis topu direğe vurdurdu. Sonuçta Demirspor 2. Lige çıktı."

Galata takımı 1973-74 sezonunda. Ayakta sol baştaki oyuncu Bolusporlu Nuri, yanında Kamil, sağ baştaki oyuncu Rabbani,
yanında Garbis. Oturanlar soldan itibaren: Raif, Haşim, Şeref, Trabzonsporlu Mustafa, Nejat.
"1974-75 sezonu başında Vefa'yı çalıştırdım.  O zaman 1. ligden düşmüştü takım. Ahmet Bildirik'in başkan olduğu dönemdi. Fakat işler fazla iyi yürümedi. Yeterli bir kadromuz yoktu. Bir devre çalışabildim, sonra ayrılmak zorunda kaldım. Oradan Karagümrük'e geçtim. Ben takımı aldığımda 18. yani sonuncuydu. Diyarbakırspor ve Elazığspor şampiyonluk için çekişiyordu. Ben zannediyorum devre arasında almıştım takımı. O sezon ortada bitirdik ligi. Sonra tekrar Galata'yı çalıştırdım. 1977-78 sezonunda 3. lige terfi grubunda oynadık ve Eyüp'le çekiştik. Son maçta Eyüp'ü yenerek 3. lige çıktık. Ardından Haydarpaşa Demirspor'u çalıştırdım."

                                                                                                 (Hayat Spor)

"1980'de askeri idare gelmişti. Ben İstanbul Belediyesinde çalışıyordum. Emlak ve İstimlak Müdürlüğü, faal bir müdürlüktü. Darbeden önce çalıştırdığım takımlara Vefa, Alibeyköy gibi sahalarda öğle tatili saatlerinde idman yaptırıyordum. Askeri idare gelince bu imkan ortadan kalktı. Bir süre sadece amatör takımları çalıştırdım. İşte o dönemde Yeldeğirmeni kulübünde idareci olan bir arkadaşım, 'Biz geceleri idman yapıyoruz, gel sen bizi çalıştır,' dedi. Biz de seviyoruz bu işi, geceleri idmana gidiyordum. Bağlarbaşı'nda Üsküdar Amerikan Koleji'nin arkasında ışıklı bir saha vardı. Zaman zaman da Söğütlüçeşme'de bir arsada çalışırdık. O sene, grup şampiyonu olduk. Ardından İstanbul ikincisi olduk. Tophane Tayfun bizi bir penaltı golüyle yenerek birinci olmuştu. Oradan grup maçlarına gittik. Önce Babaeski ve Çorlu ile oynadık. Sonra Eskişehir'e gittik. Eskişehir Havagücü, Ankara Et-Balık, Bozüyükspor'un olduğu dörtlü gruptan çıktı. O zamanlar bu işler bayağı zordu. Oradan sonra Ankara'da bir grup daha yaptık. Samsun Fener kulübü, Kayserispor amatör. Oradan da çıktık. Finalde Muğlaspor ile oynadık. O sene Sercan ile Rıdvan Muğlaspor'da oynuyorlardı. Finalde de onları 2-1 yendik ve Türkiye şampiyonu olduk. Çok kaliteli bir takımımız vardı. Benim o devirde çalıştırdığım amatör takımlar bugün 2. lig ayarındaydı. O takımdan stoper kıvırcık Hasan Fenerbahçe'ye gitti."  

Türkiye amatör futbol şampiyonu Yeldeğirmeni takımı.
"Yeldeğirmeni'nden sonra Alibeyköy'e gittim. Alibeyköy de 2.ligde oynuyordu. 1982-83 sezonunda Karagümrük'ü tekrar çalıştırdım. Necdet Güneş başkanlık yapıyordu. Datcu da antrenörlük yapıyordu, beraber çalıştırdık takımı. O sene 2. ligde şampiyon yaptık. Datcu iyi bir arkadaştı, iyi bir çalıştırıcıydı. Nedense Türkiye'de ondan sonra pek tutulmadı. O sene kadromuz da bir hayli iyiydi. Ertesi sene ikimiz birinci ligde (bugünkü süper lig) devam ettik fakat kadro birinci ligi götürecek çapta değildi. Fazla başarılı olamadık. Ara transferde önemli takviyeler yaptık. Sarıyer'le bir maç oynamıştık. Galip geleceğimiz bir maçtı fakat Sarıyer kalecisi Erhan çok iyi oynadı, epey gol kurtardı. Hatta Yugoslav bir teknik direktör vardı. Maçtan sonra çıkarken, 'Hoca bu takım küme düşmez,'dedi.  Fakat soyunma odasına gittik, bir baktım darbe olmuş. Eski idarecilerden kimse yok. İşimize son verildi. Ondan sonra bizim yerimize Metin Türel'i getirdiler. Kulüpten alacağım vardı. Başkası olsa oralı olmazdı ama Metin Hoca sağ olsun, bütün alacaklarımın ödenmesini tembih etmiş yöneticilere."

Federasyon başkanı Yılmaz Tokatlı, 1982-83 sezonunda Türkiye İkinci
Ligi'nde şampiyon olan Karagümrük takımı hocaları Samim Emek
ve İlie Datcu'yu kutluyor.

Karagümrük takımı 1983-84 sezon açılışında.

"1984-86 yıllarında bir kez daha Galata'yı çalıştırdım. 91-93 seneleri arasında Futbol Federasyonu İstanbul Bölge Müdürü olarak görev yaptım. Doksanlı yıllarda yine İstanbul amatör kümedeki muhtelif takımları çalıştırdım. Kağıthane'yi çalıştırdım, şampiyon yaptım. Ortaköy uzun zamandır, altmışlardan beri şampiyon olamıyordu, o takımı da şampiyon yaptım. Sefaköy Kartal takımını çalıştırıp şampiyon yaptım. En son yine Galata takımını çalıştırdım. 2005-6 sezonunda 1. amatör kümeden süper amatör kümeye çıkardım. Şimdi Sarıyer'in maçlarına gidiyorum ama futbol diye bir şey yok artık."




SAMİM EMEK'İN ALBÜMÜNDEN
"10.6.1950'de Fenerbahçe B takımı Ereğli'de Gençlik Kulübü ile yaptıkları maçtan evvel. 2-2. Goller: Ali (frikik), Necip.
Takım: Vildan, Kemal, Sadi, Nedim, Refet, Necip, Vedat, Cemal, Samim, Ali, Faruk. II'nci maç 6-2 galibiz."
"12.9.951, Bursa'da İzmir Karşıyaka'ya karşı çıkan takım: Metin - Samim, Ali - Hulusi, Yüksel, Nusret - Vedat, Miho,
Fuat, Halit, Tarık. Karşıyaka 2 - Fener 0."
Emniyet 1955-56. Ayaktakiler: Gündoğan, ?, ? , Feridun, Hilmi Ardağ, Dursun.
Oturanlar: Nevzat, ? , Hikmet Öziş, Fuat, Samim Emek.


Muhtemelen 1953-54 sezonunda Şeref Stadı'nda oynanan Emniyet -
Galatasaray maçında Samim Emek ve Hikmet Öziş mücadelesi.


Emniyet 1957-58. Ayaktakiler (soldan sağa): Gündoğan, Hamdi, Selahattin, Necdet, Hikmet, Osman, Yalçın.
Oturanlar: Cahit, Zafer, Samim, Nejat.


1965 İzmir antrenör kursuna katılanlardan bir grup. Ayaktakiler : Kirchrath'ın tercümanı (beyaz gömlekli), Mehmet Ekerbiçer, Eşref Bilgiç, Cihat Arman, Klaus Peter Kirchrath, Sabri Kiraz, Gazanfer Olcayto, Erdoğan Gürhan, tercüman, Metin Kınay. Oturanlar: Kamuran Soykıray, Fahir Ülgen, Samim Emek, Abdülkadir Arun, Ahmet Karlıklı,
Nevruz Güven, Nejat Tayman, Fuat Kızıltuğ.



1965 İzmir antrenör kursundan bir hatıra.


1968 Antalya antrenör kursu hatırası.




Klaus Peter Kirchrath ile.
Walter Winterbottom ile.



Karagümrük 11 Mayıs 1975'te oynadığı Sebat Gençlik maçından önce. Ayaktakiler: Samim Emek, Fahrettin, kaleci Nuri,
Coşkun, ? , Zihni, ? . Oturanlar: Erdoğan, Tarık, Adnan, Mike, ? , Cemil. 


Galata'nın 1977-78 sezonunda terfi grubunda Eyüp'ü yenip
üçüncü lige çıktığı maçın sonu.
Haydarpaşa Demirspor.


Eski futbolculardan bir grup Florya kamping sahasında bir arada. Ayaktakiler: Ahmet Karlıklı, Nihat Şar, Gündüz Kılıç, gazeteci Rıdvan Yelekçi,Samim Emek. Oturanlar: Kasımpaşalı Kambur İsmail, Ayhan Hançer.


1 yorum:

  1. Resimde gördüğünüz Nihat Çapalar değil NİHAT ŞAR dir.
    Resim kampingler sahasında çekilmiştir.

    YanıtlaSil